Balıkesir Gezi
Kazdağları’nda Bir Gün

Kazdağları’nda Bir Gün

AdminYazar
24 Ocak 2026
3 dk okuma
0 görüntüleme

Özet

Balıkesir’den yola çıkıp Kazdağları’nın serinliğine uzanan bu bir günlük hikâyede Yusuf; Hasanboğuldu ve Sütüven şelalelerinde yavaşlıyor, Altınoluk ve Akçay’da denizle buluşuyor. Dere kenarında alabalık, köy kahvaltısı, çam ağaçları altında çay molaları ve akşam sahilde balık… Kazdağları’nın bağırmadan insanı içine çeken ruhunu anlatan sade ve samimi bir gezi.

Kazdağları’nda Bir Gün – Balıkesir’den Dağlara Uzanan Hikâye
 
 
 

Yusuf’la Kazdağları’nda

Balıkesir’den sabah erken saatte çıktım. Şehir arkada kalırken yolun rengi değişmeye başladı; zeytin ağaçları sıklaştı, hava serinledi. Edremit Körfezi’ne doğru inerken bir yandan deniz görünüyor, bir yandan Kazdağları yükseliyordu. Balıkesir’in en sevdiğim tarafı bu zaten: yarım saat içinde bambaşka bir ruh haline geçebiliyorsun.

Kazdağları’na adım atar atmaz tempo düşüyor. İnsan fark etmeden yavaşlıyor. İlk durak Hasanboğuldu Şelalesi oldu. Arabayı park edip yürüyüş yoluna girince su sesi eşlik etmeye başlıyor. Yaz günü bile serin, gölgeli. Biraz yukarı çıkınca Sütüven Şelalesi… Suyun soğukluğu insanı kendine getiriyor. Burada oturup etrafa bakarken şehir kafası tamamen kapanıyor.

Doğada biraz vakit geçirdikten sonra işin yemek kısmı geliyor ki Kazdağları bu konuda boş yapmıyor. Altınoluk tarafına inip Cemal Usta’nın Yeri’nde kahvaltıya oturdum. Köy kahvaltısı dediğin şey burada gerçekten köy kahvaltısı: zeytin, zeytinyağı, peynir, sıcak ekmek. Uzun uzun oturmalık. Daha doğanın içinde olsun dersen Şahindere yolundaki Yeşilvadi Altınoluk Kahvaltı & Et Mangal tam yeri. Hasanboğuldu’na çok yakın, çay bardağını masaya koyup etrafa bakıyorsun, yetiyor.

Öğleye doğru Dedepınarı Kahvaltı & Alabalık tarafına geçtim. Dere kenarında alabalık, hafif bir serinlik, sessizlik. Menü kısa ama net. Kazdağları’nda bu zaten bir kural gibi: az seçenek, iyi lezzet.

Kahve molasını da atlamadım. Çamlıbel’deki Düşler Vadisi tam bu iş için. Taş masalar, çam ağaçları, demli çay. Telefon çekse de bakmıyorsun. Tahta Kuşlar Köyü tarafında kısa bir müze gezisi sonrası çevredeki küçük kafelerde de durup nefes almak iyi geliyor.

Kazdağları’nın en güzel yanı şu: Dağdasın ama deniz hep yakın. Yarım saat sonra Altınoluk Plajı’ndaydım. Temiz, düzenli, kafa rahat. Akçay sahili biraz daha hareketli; yürüyüş yolu, kafeler, akşamüstü kalabalığı. Zeytinli Plajı ise daha salaş, genç işi. Gündüz dağda yürüyüp akşam denizde ayakları suya sokmak Balıkesir’e özgü bir lüks.

Akşam yemeğinde seçenek bol. Altınoluk Balıkçısı sahilde taze balık ve mezeler için iyi bir adres. Ev yemeği sevenler için Doğa Restaurant her zaman güvenilir. Akçay tarafında Sapphire Restaurant ve As Restaurant hem puanı hem de müdavimi bol mekanlar.

Kalacak yer meselesine gelince… Eğer sessizlik ve doğa diyorsan Kazdağları içindeki butik oteller en doğrusu. Village House Kazdağları Otel & Restaurant ve Acc Olives Hotel Kazdağları bu konuda öne çıkıyor. Denize yakın olayım, akşam yürüyüş yapayım dersen Altınoluk’taki Zeytunihan Butik Otel, Anfora Otel & Şarap Evi ya da Ornella Butik Hotel rahat seçenekler.

Kazdağları sadece doğa ve yemekten ibaret değil. Antandros Antik Kenti gibi duraklar, bu dağların binlerce yıllık hikâyesini hatırlatıyor. Mitolojiyle bugünün iç içe geçtiği nadir yerlerden biri burası.

Günün sonunda şunu anlıyorsun: Kazdağları bağırmıyor, çağırmıyor. Yavaş yavaş içine çekiyor. Balıkesir’e yolun düşerse sadece sahili değil, mutlaka biraz yukarıyı da gör. Yusuf’la Kazdağları’nda anlatacak hikâye hiç bitmiyor.

Bu hikayeyi paylaşın

Başkalarının da okumasını sağlayın