Balıkesir Gezi
Yusuf ile Ayvalık’ta Bir Gün

Yusuf ile Ayvalık’ta Bir Gün

AdminYazar
19 Ocak 2026
3 dk okuma
0 görüntüleme

Özet

Ayvalık Seyahati Tavsiyeleri: Ayvalık’ı gezerken acele etmeyin. Güne Ayvalık merkezde başlayın, Cunda’ya geçip yel değirmenlerinden manzarayı izleyin. Ardından Sarımsaklı Halk Plajı’nda denize girin. Küçükköy’e uğramadan dönmeyin; Boşnak böreği mutlaka tadılmalı. Akşamüstü Şeytan Sofrası’nda gün batımını izleyip günü yine Ayvalık merkezde sakin bir kahveyle kapatın. Ayvalık en çok, böyle yavaş gezildiğinde güzel.

Ayvalık’ta Bir Gün

Ayvalık’a her gelişimde aynı şeyi yapmam: listeye bakmam. Çünkü Ayvalık listeyle gezilecek bir yer değil. Sabahı ayrı, öğlesi ayrı, akşamı ayrı akar. Ben de akışına bırakırım kendimi. Zaten bu yazı bir rehberden çok, Ayvalık’ta geçen bir günün hikâyesi.

Sabah Ayvalık merkezde başlıyor. Deniz henüz tam uyanmamış, sokaklar sakin. İlk durağım belli: Şeytanın Kahvesi. Bir kahve alıp karşıma denizi koyuyorum. Ayvalık’ta güne hızlı başlanmaz. Kahve yudumlanır, etraf izlenir. Yan masadakiler nereden geldiklerini, kaç gündür burada olduklarını konuşur. Ayvalık’ta sohbet hep böyle başlar.

Kahveden sonra merkez sokaklarına dalıyorum. Arnavut kaldırımlı yollar, eski Rum evleri… Bir süre sonra Taksiyarhis Anıt Müzesi çıkıyor karşıma. İçeri girip kısa bir tur atıyorum. Ayvalık’ı anlamak isteyenin mutlaka uğraması gereken bir yer burası. Çıkınca yolum Ayazma Kilisesi’ne düşüyor. Sessizliğiyle insana iyi geliyor.

Öğle yaklaşırken acıkmaya başlıyorum. Ayvalık’ta bu saatte yapılacak şey belli: ya balık ya tost. Bugün merkezdeyim, o yüzden Ayvalık Tostçusu’na giriyorum. Kuyruk var ama aldırmıyorum. Ayvalık’ta iyi şeyler biraz bekletir. Tostu alıp ayakta yiyorum. Daha fazlasına gerek yok.

Öğleden sonra rotayı Ayvalık’ın farklı yüzlerine çeviriyorum. Önce Cunda’ya geçip yel değirmenlerine çıkıyorum. Yukarıdan bakınca Ayvalık başka görünüyor; ada, merkez ve deniz ayrı ayrı seçiliyor.

Buradan sonra yolu Sarımsaklı Halk Plajı’na çeviriyorum. Önce Sarımsaklı Halk Plajı tarafına uğruyorum. Sarımsaklı Halk Plajı’nda denize giriyorum. Kum uzun, deniz sığ; yüzmek için ideal. Kısa ama iyi gelen bir mola oluyor. Ardından yolum Küçükköy’e düşüyor. Ada havası Ayvalık’a her zaman iyi gelir. Sarımsaklı’dan sonra Küçükköy’de arabayı kenara bırakıp yürümeye başlıyorum. Eski taş evler, sanat atölyeleri, sakin sokaklar… Küçükköy Ayvalık’ın gürültüsünden uzak ama ruhuna çok yakın. Bir börekçiye girip Boşnak böreği söylüyorum. Tezgâhtan yeni çıkmış, sıcak; Ayvalık’ta günün en doğru molalarından biri. Böreği yiyip sokaklarda biraz daha dolaşıyorum.

Bir kahve molası şart. Taş Kahve’de oturuyorum. Burada zaman geçirmek Ayvalık’ın olmazsa olmazı. Masalar dolu ama kimse acele etmiyor. Kahve bitiyor, sohbet bitmiyor.

Akşamüstü gün batımını kaçırmam. Yolum Şeytan Sofrası’na düşüyor. Ayvalık merkezden çıkıp yukarıya doğru tırmanırken manzara yavaş yavaş açılıyor. Kalabalık oluyor ama manzara her şeye değiyor. Güneş denizin içine doğru inerken herkes susuyor. Ayvalık’ta bu an sessiz izlenir.

Akşam yemeği için bu kez Cunda’ya geçmiyorum. Ayvalık merkezde kalıyorum. Merkezde küçük bir balıkçı havası olan bir yerde oturmak Ayvalık’a daha çok yakışıyor. Masaya gelen mezeler sade, balık taze. Ayvalık’ta akşam yemeği hızlı bitmez; sohbet uzar, masa yavaş yavaş toparlanır.

Geceyi hafif kapatıyorum. Ayvalık merkezde bir kahve, belki küçük bir tatlı. Ayvalık’ta gün böyle tamamlanır.

Geceyi hafif kapatıyorum. Merkezde bir kahve, belki küçük bir tatlı. Ayvalık’ta gün böyle tamamlanır.

Bu bir rehber mi? Belki değil. Ama Ayvalık’ı gerçekten yaşamak isteyen biri için bundan daha doğru bir yol da yok.

— Yusuf

Bu hikayeyi paylaşın

Başkalarının da okumasını sağlayın